Aydınlık Zaman Diliminin Esintileri
Ahmet Albayrak
Pozitif enerji sarmalının yoğun olduğu zaman dilimleri vardır. İnsan, his ve duygu yoğunluğunun etkisiyle kalbindeki ortak ideallerini deşifre etmekten kendisini alamaz. Bir başka ifadeyle o kişi, kalbinin götürdüğü yere gitmekten geri duramaz. İnsanın ruhunu aydınlatan, huzur ve sükûnu yaşatan zamanlardır bunlar… Hatta bu zaman aralıklarında çevremizdeki pek çok kişinin yerine getirmeye çalıştığı dinî ve ahlâkî pratikleri uygulayamıyor olsak bile, gezegenimizdeki enerji sinyallerinden kendimizi uzak tutamayışımız gibi, ilâhî esinti halkaları içerisinde farklı heyecanlar yaşarız.
Metafizik coşku insanı aşan özelliktedir. Fizikötesi duyarlılık, insan kalbinin en derûnundan başlayan aşk hâlesinin ötelerden gelen esintilerle buluşması demektir. Felsefî ifadeyle söylersek, aşkınlığın içkin olanla buluşmasıdır. Kalbimiz, Allah'ın tecelligâhı ise iç gözümüz, aşk ve muhabbetin kaynağı değil midir?
Kendi içimize kıvrılabilmek; hem his ve duygu merkezimizi keşfetmek hem de bir elektron gibi döndüğümüz yörüngenin farkına varmak demektir. Bilindiği gibi, haritası olan yolcu hedefine emin adımlarla varabilir. Elinde haritası olmak demek, paralel yolları ve kesişen kavşakları bilmek demektir. Eğer bizler bulunduğumuz yörüngemizin özelliklerini idrak edebilirsek, diğer yörüngelerden haberdar olabiliriz. Aksi hâlde yörüngeler arası bağ nasıl oluşabilir ki?
Aşk, bilinçli yaşamanın adıdır aynı zamanda. Aşk, hem bilmek, hem de bilinmektedir. Varoluş hiyerarşisindeki yerimiz konusunda yeterli düzeyde farkındalığa erişemeden bilenlerden olabilir miyiz? Sevgili Yunusumuz bizlere işte bunu haykırıyor:
"İlim ilim bilmektir,
İlim kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsin,
Ya bu nice okumaktır!"
Ramazan ayında hepimiz aydınlanıyoruz; benliğimizin ve yetkinliğimizin farkına varabilelim diye! Ramazan'da ihtiraslarımızın büyük bir kısmı sükûnete kavuşabiliyor. Böylece ruhumuz dinleniyor. Suyu dinlendirdiğimizde nasıl içindeki bazı mikroplar ölüyorsa, duygu ve düşüncelerimizdeki nefsimizin dominant etkisi Ramazan ayında zayıflayabiliyor. Ruh ve nefis ilişkisi bir değneğin iki ucu gibidir. Ruhumuzun ve dolayısıyla varlığımızın özgürlüğü, değneğimizin ucunu ters çevirebilmekte gizlidir.
Yeryüzünün hangi coğrafyasında yaşıyor olursa olsun insanın Ramazan esintilerine ihtiyacı vardır. Bizler "Ramazan'ın aşk, rahmet ve bereket deryasına dalabilecek miyiz?" diye endişe etmeliyiz. Bu zaman diliminde yerine getirilen bütün pratikler, sonsuzluk ufkunun kapısını aralayabilmemiz içindir. Hatta bu kapının gıcırtısı bile bizlere metafizik bir ürperti vermiyor mu? Başkalarından gizleyemediğimiz Ramazan heyecanımız, bu ürpertinin yüzlerimizdeki ifadesidir.
Ruhunun en girift bölümlerini bile aydınlatabilmiş bir insan, güzel olanı görebilendir. O kişi için edebiyat, edebî olanın tezahürüdür. Yazılanlar ve konuşulanlar laftan öte bir söz niteliğindedir. Gerçekte güzellik avcısı olan bu kişi, sözdeki anlamın peşindedir. Çünkü aydınlanmış insan, sözlerdeki anlamın, hakikatin parçacıklarının serpiştirilmesi olduğunu bilmektedir.
Söz konusu varlık bilincine ulaşabilen insan için artık zaman ötesi algılamalardan bahsedilebilir. Zamanın vahdeti içinde âlemi seyretmektedir o kişi… Ramazan bir aylık zaman dilimi olmaktan çıkmış, bir seneyi kaplamıştır. Hayatımız Ramazanlaşmıştır. Hatta ruhumuzda ve kalbimizde Ramazanla bayramı iç içe yaşamaktayızdır. Mevcut bayramlarımızın değerini göz ardı etmeksizin bu perspektifle insana ve kâinata bakan Mevlânâ Hazretleri, "Bizim her günkü bayramımızdan keşke Ramazan ve Kurban bayramlarının haberi olsa." buyurmaktadır.
Gönlünü Ramazan'ın nuruyla aydınlatma, benliğini ilâhî benlikle buluşturabilme ve tüm var ve yok olanları aynı potada eritebilme idealini kalbinde taşıyan Ramazan seyyahlarına selam olsun…


