menü


Bir Masalın Masalı

Özlem Üstün

Bir varmış bir yokmuş. Evvelde ve ahirde aşk varmış. Kıssaların masalların en güzeli aşkla başlar aşkla bitermiş. Bir ülkede hayat aşk etrafında dönermiş. Ve dahi dünyada aşkla döner, gece gündüze kavuşurmuş. Sözü çok uzatmayalım, sevgili dostlar. Masalımıza geçelim.

Bu ülkenin yeşillikler içinde çok güzel bir şehri varmış. Bu şehirde küçük bir kız yaşarmış. Annesi onu çok severmiş. Babası da çok severmiş ama belli etmezmiş. Halası da yengesi de amcası da dedesi de babaannesi de onu çok sever, ona kızım derlermiş. Bir gün dedesi masal anlatıyormuş. Hasan Mellah ata binip uçacakmış. Bu sırada amcası ona bakıp:

-Bundan sonra benim kıratım da sen ol, masallara uçalım, demiş. Kız çok mutlu olmuş. Evdeki herkes ona kızım derken amcası kıratım dermiş. Ve her gün ona bir masal anlatırmış.

Aradan yedi sene geçmiş. Bir gün annesi kızını süslemiş püslemiş, elinden tutup evden çıkartmış.

-Orada güzel şeyler öğreneceksin, okuyup yazacaksın. Benim gibi cahil olmayacaksın demiş.

-Ama anne sen çok şey biliyorsun, demiş kız.

Annesi eğilmiş. Kızının yüzüne bakmış. İşaret parmağını kaldırıp: -Hayır, hayır, ben cahilim demiş.

Kız korkmuş. Susmuş.

Patikalardan geçmişler. Fındık ağaçları varmış, ceviz ağaçları, kestane, armut, ayva… Tepeye çıkmışlar. Kocaman bir bina. Kapısında kocaman bir kemer. Kemerin üstünde altın sarısıyla şöyle şekiller varmış:

Murat okulu

Kız korkusundan annesine bir şey soramamış. Kız okulun kapısından başı önde, gözleri siyah ayakkabısında girmiş. Yerler bembeyazmış adeta. Annesine benzeyen büyük kadınlar da varmış, yaşlı adamlar da genç adamlar da. Küçük çocukların kıyafeti aynıymış. Yüzlerine bakınca ayırt edebiliyormuş onları.

Bahçede, evindeki sardunyalara küpe çiçeklerine benzemeyen çiçekler varmış. Ana kız, çiçeklerin yanında dikilmiş bekliyorlarmış. Annesinin elinden tutmuş bir çocuk yanlarına doğru yaklaşıyorken durmuş. Kızı işaret ederek:

-Aaa , gül! demiş.

Kız bir kendine bakmış bir de yanındaki kırmızı çiçeğe. Sonra çocuğun yüzüne bakmış. Yıldızlar parlıyormuş çocuğun gözlerinde. Bahçedeki kalabalık bir sesle ortaya toplanmaya başlamış. O kalabalıkta çocuğu kaybetmiş kız. Baştanbaşa siyahlar giymiş bir adam biraz yüksekçe bir yere çıkmış. Eline bir çubuk alıp konuşmaya başlamış. Kız bakmış ki adamın ağzından kocaman kocaman, kıvrık kıvrık yılan gibi, bazen dümdüz şekiller çıkıp sonra da kayboluyormuş. Kız korkuyla annesinin elini sıkmış:

-Anne, bu adam ne diyor?

-Onlar büyük adam kızım, büyük, önemli şeyler söylüyorlar. Ben cahilim anlamam. Ama zahar önemlidir, demiş.

Kızı annesinden ayırıp bir odaya koymuşlar. Başka çocuklar da varmış orada. Sıraya oturmamış kız. Birisi yanına gelip:

-Adın ne senin, demiş.

Kız önce düşünmüş, düşünmüş. Evdeki herkes ona kızım dermiş, amcası kıratım. Başkalarının ona böyle seslenmesini istememiş. Bana bir ad gerek demiş içinden. Düşünmüş, düşünmüş, asırlarca düşünmüş.

-Hadi söylesene demiş aynı ses.

Kız gözlerinde yıldızlar olan çocuğu düşünüp:

-Gül, demiş.

-Ne güzel bir isim. Hadi gel, yanıma otur, demiş küçük kız. Oturmuşlar. Bekliyorlarmış. Büyük bir gürültü varmış içerde. Çok az kişi susup karşısındakini ya da kendisini dinliyormuş. Kapı açılmış. İçeri siyah saçlı, çıtı pıtı, şirin mi şirin biri girmiş. Başını kaldırmış, çocuklara bakmış. Sessizlik olmuş. Konuşmaya başlamış kadın. Onun ağzından renk renk, çiçek çiçek şekiller çıkıyormuş. Gül sevmiş okulunu. İkinci gün okulda gözlerinde yıldızlar taşıyan çocuğu aramış Gül. Görememiş. Üçüncü gün görürüm demiş, görememiş. Aradan beş sene geçmiş, sekiz sene geçmiş, yok. On sekiz sene geçmiş, yok. Çocuk sanki sırra kadem basmış.

Büyük şehre gideyim, arayayım, sorayım belki onu bulurum demiş. Evdekilerin rızasını alıp çıkmış yola. Az gitmiş, uz gitmiş dereler, tepeler, göller, denizler aşıp o büyük şehre varmış. Babasının söylediği kişiyi bulmuş. Onların yanında kalmış. Daha büyük bir okula gitmiş. Onun okulu edep okuluymuş. Babası bir gün haber yollamış:

- Siyaset okulunun kapısında gitsin, beklesin, demiş.

Büyük sözü dinleyip gitmiş kız. Orada upuzun boylu, iri yarı biri bekliyormuş. Baştan başa siyahlar giymişmiş. Yolun başında göründüğünden beri hep Güle bakıyormuş. Seslenmiş.

-Gel yanıma.

Gitmiş Gül. Gözlerine bakmış, aylarca. Onu büyülemiş dev. Kendine ram etmiş. Dev ne derse Gül onu yapıyormuş. Devin büyük kelimeleri varmış. Süslü süslü… Gül'ü bağlıyormuş gün geçtikçe kendine. Dev ne derse o oluyormuş orada. Mührünü vurdu mu Süleyman gibi Süleyman… Sular susarmış. Böcekler susarmış. Rüzgâr dururmuş. Bazen çok bunalırmış, içi sıkılırmış Gül'ün. Ama başka birini görmediği için dünyayı devden ibaret sanırmış. Ara sıra yıldızlar düşermiş gönlüne. Bir şeyler hatırlar gibi olurmuş. Sonra rüyanın karanlığında kaybolurmuş. Uyandığında kendini devin yanında bulurmuş. İçindeki gizli sızıyı bastırarak gülümsermiş deve.

Bir gün ne olduysa dev gelmemiş saraya. İkinci gün de gelmemiş. Ertesi gün gelip Gül'e:

-Azat ettim seni. İstediğin yere git, demiş. Sonra da muhafızlarına dönüp:

-Bırakın onu gitsin demiş.

Büyük kapıdan çıkmış Gül. Gözlerinde yıldızlar olan çocuğu hatırlamış bütün açıklığıyla. Onu bulmak için bütün şehri gezmiş. Yok! Yok! Yok! Canından bezmiş Gül. Büyük şehirde pazar kuruluyormuş haftanın bir günü. "Aşk pazarında" kendini satmaya karara vermiş Gül. Sesi güzel değilmiş, konuşunca çok yoruluyormuş Gül. Güneşin alnında bir yere durmuş, yazı yazıp boynuna kolye diye asmış:

"Tek değerim gönlümdür." demiş, kimse itibar etmemiş.

İkinci hafta:

"Canımı alın." demiş.

Üçüncü hafta:

"Beni kurtarın" demiş.

Dördüncü hafta:

"Bir şey istemem sizden." demiş.

Beşinci hafta:

"Başımı sokacak bir oda."demiş.

Altıncı hafta:

" Su yerine gözyaşımı içerim." demiş.

Yedinci hafta:

"Köleniz olurum." demiş.

Ben diyeyim aradan yedi hafta geçmiş, siz diyin yedi yıl. Kimse itibar etmemiş ona. Gül, solmuş, solmuş, bir köşede büzülüp kalmış. Sonra bütün etiketlerini, yazılarını çıkarıp oradan ayrılmış.

Şehrin en büyük meydanındaki en büyük anıtın oraya gitmiş. Dizleri üstüne oturmuş. Ellerini göğe kaldırmış. Yüzünü yere yapıştırmış. Bazen ayağa kalkıp kendi etrafında dönüyormuş. Dudakları hep kıpır kıpırmış. Bazen çıldırmış gibi tırnaklarıyla yüzünü yolar, sonra yere kapanırmış. Onu merak edenler etrafına birikip bir halka oluşturmuşlar. Halka genişlemiş. Kimse bir şey anlamıyormuş. İncecik, dalgın bakışlı bir genç kız kalabalığın içinden süzülerek ön sıraya gelmiş.

-Bu kız merhamet istiyor, demiş, sessizce. Sonra gitmiş geldiği gibi.

Yanındakiler "delidir" deyip ayrılmışlar oradan. Gül'ün dudakları kıpır kıpırmış. Ellerini yere koymuş Gül. Bir meleğin eteklerinden tutmuş. Ağlamaya başlamış. Ağlamış. Ağlamış. Ağlamış... Gözyaşları sel olup dizlerinin üstünü geçince kulaklarını delen bir ses duymuş. Başını kaldırmış. Saçlarından gözyaşları akıyormuş, gözlerinden de... Gül, biraz ilerisindeki lüks arabanın içindekine bakmış. Gözlerinde yıldız taşıyanı görmüş. Gül'ün gönül toprağındaki tohum, toprağı delip fışkırıvermiş, filizlenmiş, goncaya durmuş, açmış sonra. Bütün bunlar öyle çabuk olmuş ki. Gül de şaşırmış.

Arabadaki adam inmiş. Yanına gelip:

-Gül, bahar geldi demiş.

Yıllardır ağlamaktan piri fani gibiymiş Gül'ün yüzü. Adam daha sözünü bitirmeden Gül değişmeye başlamış. Züleyha gibi gençleşmiş. On beşinde bir nevfidan olmuş, canan olmuş. Bundan sonra çok ama çok mutlu bir hayat yaşamışlar.

Burada masal bitmiş. Onların aşkı dilden dile dolaşmış. O ülkedeki bütün kız çocukları sevdiklerinin gelip onlara isim vermesini beklermiş. Bazılarına isim verilirmiş ama onlar fark etmezlermiş. Bazıları da bütün bir ömür boyu beklerlermiş, kendilerine isim verenleri. Derler ki, o ülkede daldan dala konan, şehir şehir gezen, meydanları dolduran bütün insanlar aslında çocukken karşılaştıkları onlara aşkı hediye eden kişiyi arıyorlarmış.

Geri



duyurular

Temrin Dergisi'nin Subat Sayısı çıktı... Derginin basin bültenini okumak için tiklayiniz

Temrin Dergisi okurlarına müjde! Dergimizin ilk sayilarinda yayinlanan yazilari internet sitemize ekledik. Okumak için tiklayiniz

Temrin Dergisi`ni seçkin kitapevlerinden alabilirsiniz. Temrin Dergisi`ni temin edebileceginiz bayilerin listesini görmek için tiklayiniz


son sayı



ziyaretçi sayısı




ferfir